Yüz Yıllık İstibdat

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

10 Kasım günü, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde yaşanan hadiseye gelen tepkiler, bu toprakların yüz yıldır yakasını bırakmayan hastalıklı bir inancın, tüm  kutsalları payimal edilmiş bir halkın eline tutuşturulan, kafasına vurulan bir seküler dinin hala hayatımıza musallat olduğunu acı bir şekilde göstermiştir. 

Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde, inancı ve vicdanı gereği Kemalist bir ritüele katılmayı reddeden Ali kardeşimiz, kendisini bu ülkenin tek ve “makbul” sahibi zanneden, hastalıklı bir kalabalığın tehdit ve tacizine, ülkedeki azgın azınlığa yaranmayı marifet zanneden üniversite yönetiminin disiplin cezasına maruz kalmıştır. 

Adına “saygı duruşu” denen bu ritüel, bir anma eylemi olmaktan çıkmış, bir ideolojik zorbalık gösterisine, sadakat yeminine ve bağnaz kemalistlerin ilkel bir ibadetine dönüşmüştür. 

Resmi ideoloji, yüz yıl önce ölmüş bir kişinin demir yumruğunu, yaşayanların vicdanlarının ve inançlarının üzerinde bir heyula gibi dolaştırmaktadır. Bu ideolojinin müntesipleri, kendisine benzemeyen, amentüsünü tekrarlamayan, ibadetlerine iştirak etmeyen hiç kimseye hayat hakkı tanımamaktadır. 

En trajikomik olanı ise, 23 yıldır bu ülkeyi yöneten sözde muhafazakâr iktidara rağmen bu zorba dinin müntesiplerinin hala bu kadar cüretkâr olabilmesidir. Sorun, sadece yöneticinin kimliği değildir; sorun, devletin ruhuna işlemiş, sorgulanamaz ve kutsal kabul edilen bu “kurucu” mitin kendisidir. Bu mit var oldukça bu ülkenin insanı, yüz yıl önce elinden alınmış ve kendisini büyük bir millet yapacak değerlerini elde etmeyi başaramayacaktır. Bu açıdan Türkiye’nin gelişmesinin önündeki en büyük engel de Kemalizmdir. 

Bizler bu dayatmayı reddediyoruz. 

Bir Müslümanın vicdanı, Allah’tan başkasının önünde ne bir heykel gibi hareketsiz durmaya ne de tazimle eğilmeye izin verir. Bu, bir saygısızlık değil, Tevhid’e olan sadakatin ta kendisidir. Ali kardeşimizin Kemalist ritüele iştirak etmeyerek yaptığı şey bir protesto değil, baştan başa bir tevhid eylemidir. 

Kemalizm, hastalıklı insanlar üreten bir dindir ve bu dinin ritüelleri, vicdanımızı, özgürlüğümüzü, gençliğimizi esir almaya çalışmaktadır. İnancına olan sadakati yüzünden bir gencin linç edilmek istenmesi, kemalizm dininin müntesiplerinin ne denli bağnaz olduğunun en açık göstergesidir. Asıl saygısızlık, bir insanın vicdanına zorla girmeye çalışmak, inancı gereği iştirak etmediği bir ritüel yüzünden tehdit etmek, eğitim hayatını tehlikeye atmaktır. 

 
Bu kardeşimiz, o amfide sadece ayağa kalkmayı reddetmemiştir. O, bir asırlık bir dayatmaya, toplumun zihin kodlarıyla oynamış, vicdanını tarumar etmiş bir ideolojinin ritüellerine karşı tek başına meydan okumuştur. Onun bu onurlu duruşu, hepimizin duruşudur. 

İlan ediyoruz: Bizler, o dinden değiliz. Bizler, bu toprakların altını da üstünü de doldurmuş asıl sahipleriyiz. 

İnancına sahip çıktığı için mağdur edilen Ali Yücel kardeşimizin maddi manevi yanındayız. Onun vicdanı, bizim vicdanımızdır. Onun isyanı, bizim isyanımızdır. 

وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ